Mobil BPM pazarı %21 büyüyerek 5,4 milyar dolara ulaşıyor. Ama asıl hikaye rakamların arkasında: İş artık masada değil.

Mobil BPM sadece bir teknoloji trendi değil—iş yapış şeklimizin temelini değiştiren, milyarlarca dolarlık küresel bir dönüşüm.
Rakamlar etkileyici: Mobil BPM pazarı %21,3'lük yıllık büyüme ile 2025'te 5,4 milyar dolara ulaşacak. Ama bu sayıların arkasındaki gerçek hikaye çok daha ilginç.
Çünkü bu sadece bir pazar büyümesi değil. Bu, ofis dışında çalışmanın yeni normali, üretim sahalarındaki operatörlerden perakende mağazalarındaki müdürlere kadar herkesin mobil cihazlardan iş süreçlerini yönetme ihtiyacının bir yansıması.
Mobil BPM pazarının bu kadar hızlı büyümesinin arkasında birkaç çok net sebep var. Ve bunların hiçbiri tesadüf değil.
Düşünün: Kaç çalışanınız günün tamamını masasında geçiriyor? Muhtemelen çok azı. Satış ekipleri müşterilerde, üretim yöneticileri sahada, servis ekipleri müşteri lokasyonlarında, yöneticiler toplantılarda veya seyahatte.
İş süreçleri yönetimi artık sadece ofiste bilgisayar başındakiler için değil. Nerede olursanız olun, işinizi yapabilmeniz gerekiyor. Bir onay bekleyen satın alma talebi, acil müşteri şikayeti ya da hemen karar verilmesi gereken bir durum olabilir.
Mobil BPM tam da bunu sağlıyor: İş sizin olduğunuz yere geliyor, siz işin olduğu yere gitmenize gerek kalmıyor.
Pazarın %24,5 büyüme göst eren en hızlı büyüyen bileşeni otomasyon. Neden? Çünkü şirketler artık manuel süreçlerle rekabetçi kalamayacaklarını anlıyor.
Bir onay süreci düşünün. Geleneksel yöntemle: Talep hazırlanır, e-posta gönderilir, yönetici ofisine döndüğünde görür (belki), onaylar, bir sonraki aşamaya iletilir. Her adım saatler, bazen günler alır.
Mobil BPM ile: Talep oluşturulur, sistem otomatik olarak doğru kişiye bildirimi gönderir, yönetici telefonundan bakıp anında onaylar veya reddeder. Tüm süreç dakikalar içinde tamamlanır.
Fark sadece hız değil. Verimlilikte, müşteri memnuniyetinde, çalışan deneyiminde muazzam bir iyileşme.
Mobil BPM pazarının büyümesi global ama bölgesel farklılıklar çok ilginç hikayeler anlatıyor.
Amerika Birleşik Devletleri %24,1'lik büyüme ile öncü. Neden? Dijital dönüşüme yatırım kültürü, teknoloji adaptasyonunun hızlı olması ve uzaktan çalışma modellerinin yaygınlığı.
Amerikan şirketleri mobil çözümlere yatırım yapmayı geciktirmek yerine erken hareket etmeyi tercih ediyor. Pandemi sonrası uzaktan ve hibrit çalışma modelleri kalıcı hale gelince, mobil BPM bu yeni çalışma düzeninin olmazsa olmazı oldu.
Almanya önümüzdeki yıllarda pazara 172 milyon dolar ekleyecek. Avrupa'dan toplam 251,6 milyon dolarlık talep bekleniyor.
Avrupa'da mobil BPM büyümesini iki şey sürüklüyor: Birincisi, yüksek işgücü maliyetlerinin verimlilik baskısı. İkincisi, GDPR gibi sıkı düzenlemeler. Mobil BPM hem verimliliği artırıyor hem de uyumluluğu otomatik olarak sağlıyor.
Üretim sektöründe faaliyet gösteren Avrupa şirketleri, sahada çalışan ekiplerinin mobil cihazlardan kalite kontrolleri, üretim onayları ve bakım süreçlerini yönetmesini sağlayarak operasyonel mükemmelliğe ulaşıyor.
Çin %20,2'lik büyüme potansiyeli ile 898,7 milyon dolarlık pazar büyüklüğüne ulaşacak. Bu sadece rakamsal olarak büyük değil, oransal olarak da çok hızlı.
Asya-Pasifik bölgesinde mobil-öncelik (mobile-first) yaklaşımı zaten yaşam tarzı. İnsanlar bilgisayarlardan çok telefonlardan internet kullanıyor, alışveriş yapıyor, bankacılık işlemlerini hallediyor. İş süreçlerinin de mobil olması doğal bir evrim.
Bu bölgedeki şirketler masaüstü BPM'i atlayıp doğrudan mobil çözümlere geçiyor. Bu "sıçrama" (leapfrogging) stratejisi onlara hız ve rekabet avantajı sağlıyor.
Japonya'da mobil BPM pazarının 275,4 milyon dolara ulaşması bekleniyor. İlginç olan, geleneksel iş kültürüne sahip bir ülkede mobil teknolojinin bu kadar hızlı benimsenmesi.
Japon şirketleri kalite, verimlilik ve sürekli iyileştirme (kaizen) prensiplerine çok bağlı. Mobil BPM'in bu değerlere nasıl hizmet ettiğini görünce, adaptasyon hızlandı.
Rakamlar güzel ama pratikte ne anlama geldiğine bakalım. Çünkü mobil BPM'in değeri günlük operasyonlarda ortaya çıkıyor.
Godiva, Avrupa'nın önde gelen çikolata üreticilerinden biri olarak üretim süreçlerinde mobil BPM kullanıyor. Saha mühendisleri ve kalite kontrol ekipleri, üretim hattında karşılaştıkları sorunları anında mobil cihazlardan raporlayabiliyor, onay süreçlerini başlatabiliyor.
Önceden bir sorun tespit edildiğinde, rapor yazılır, yöneticiye iletilir, onay beklerdi. Bu süreçte üretim ya dururdu ya da risk alınıp devam edilirdi. Şimdi ise sorun anında sisteme girilir, ilgili kişiler otomatik bilgilendiri
lir, karar dakikalar içinde verilir.
Sonuç: Üretim aksaması minimum, kalite kontrol kesintisiz, süreçler şeffaf.
A101, Türkiye'nin en büyük perakende zincirlerinden biri olarak binlerce mağaza ve on binlerce çalışanla operasyon yürütüyor. Bu ölçekte koordinasyon çok kritik.
Mağaza müdürleri mobil BPM üzerinden stok talepleri oluşturuyor, personel izinlerini yönetiyor, operasyonel sorunları raporlayabiliyor. Bölge müdürleri ise saha ziyaretlerinde anında onaylar verebiliyor, raporları inceleyebiliyor.
Bir perakende operasyonunda zamanlamanın önemi çok büyük. Bir ürün stoğu bittiğinde veya bir sorun ortaya çıktığında, hızlı reaksiyon şart. Mobil BPM bu hızı sağlıyor.
Üst düzey yöneticiler artık ofiste oturmuyorlar. Toplantılardalar, seyahatteler, müşteri ziyaretindeler. Ama iş durmaz.
Modern BPM platformları, yöneticilerin kritik kararları nerede olurlarsa olsunlar verebilmelerini sağlıyor. Bir yatırım onayı, bütçe artışı, stratejik karar - bunların hepsi mobil cihazdan, gerekli tüm bilgi ve dokümanlara erişerek yapılabiliyor.
Bu esneklik sadece hız kazandırmıyor. Aynı zamanda yöneticilerin daha fazla zamanda operasyonel konulara odaklanmalarını sağlıyor, çünkü rutin onaylar artık zamanlarını çalmıyor.
Pazar büyümesi güzel ama asıl soru: Şirketlere ne katıyor? Cevap çok net.
Eskiden bir şube yöneticisinin merkeze bağlı olması, sürekli iletişim ve koordinasyon gerektiriyordu. Mobil BPM ile şubeler otonomiye sahip ama aynı zamanda merkeze entegre çalışıyor.
Bir karar alınması gerektiğinde, şube yöneticisi mobil cihazdan süreci başlatıyor. Sistem otomatik olarak ilgili kişilere ulaşıyor. Karar verildiğinde herkes anında haberdar oluyor. Coğrafya artık engel değil.
Çalışanlar artık izin talebini evden, masraf raporunu yolda, onayı kahve içerken yapabiliyor. Bu esneklik iş-yaşam dengesine katkı sağlıyor.
Daha da önemlisi, süreçlerin şeffaf olması çalışan memnuniyetini artırıyor. "Talebim ne durumda?" sorusu yok artık. Herkes kendi işlerinin durumunu anlık olarak görebiliyor.
Mobil BPM'in dolaylı ama çok önemli bir etkisi müşteri deneyimine yansıyor. Süreçler hızlanınca, müşteri talepleri daha çabuk karşılanıyor. Sorunlar daha hızlı çözülüyor.
Bir müşteri şikayeti düşünün. Geleneksel süreçte: Şikayet alınır, kaydedilir, ilgili departmana iletilir, inceleme yapılır, karar verilir, müşteriye dönülür. Her adım zaman alır.
Mobil BPM ile: Şikayet anında sisteme girer, otomatik olarak ilgili kişilere bildirim gider, mobil cihazlardan inceleme yapılır, karar verilir, müşteriye otomatik bilgilendirme yapılır. Süreç hızlanır, müşteri memnuniyeti artar.
%21,3'lük büyüme etkileyici ama daha başlangıç. Önümüzdeki yıllarda göreceğimiz birkaç trend var.
Mobil BPM platformları yapay zeka ile güçlendiğinde, sadece süreçleri yürütmekle kalmayacak, akıllı öneriler de sunacak. "Bu onayı genelde reddediyorsun, sebep X mi?" gibi öngörüler sunabilecek.
Ya da bir masraf raporu geldiğinde, geçmiş verilere bakarak "Bu tutar olağandışı yüksek, kontrol etmek ister misin?" diyebilecek. Bu akıllı yardımcılar karar kalitesini artıracak.
Üretim ve saha hizmetlerinde artırılmış gerçeklik (AR) ile mobil BPM'in birleşmesi çok güçlü senaryolar yaratıyor. Bir teknisyen arızalı makineye baktığında, telefonuyla makineyi tarar, sistem otomatik olarak bakım geçmişini, yedek parça durumunu gösterir ve iş emri oluşturur.
Bu tür entegrasyonlar henüz erken aşamada ama önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacak.
"Satın alma talebimi onayla" dediğinizde sistemin anında onaylaması, gelecekte sürpriz olmayacak. Sesli komutlarla mobil BPM kullanımı, eller serbest çalışmayı gerektiren ortamlarda (üretim, lojistik, sağlık) çok değerli olacak.
Mobil BPM pazarının büyümesi güzel ama buna nasıl dahil olursunuz? Birkaç pratik adım.
Yeni süreçler tasarlarken ilk soru "Bilgisayardan nasıl çalışır?" değil, "Mobil cihazdan nasıl kullanılır?" olmalı. Çünkü kullanıcılarınızın çoğu mobil cihazlardan erişecek.
Bu sadece teknik bir konu değil. Süreç tasarımı, form yapısı, bilgi akışı - hepsi mobil kullanımı göz önünde bulundurarak tasarlanmalı.
Mobil ekranlarda karmaşık formlar işkence. Süreçler basit, formlar kısa, bilgiler net olmalı. Kullanıcılar mobil cihazdan hızlıca işlerini halledip geçmek ister, uzun formlarla uğraşmak istemez.
İnternetsiz ortamlarda çalışan ekipleriniz varsa (madencilik, uzak sahalar, depolar), çevrimdışı çalışabilen mobil çözümler şart. Veriler cihazda saklanır, internet bağlantısı olunca otomatik senkronize edilir.
Mobil cihazlarda şirket verilerine erişim demek, güvenlik riskleri demek. Şifreleme, iki faktörlü kimlik doğrulama, uzaktan silme gibi güvenlik önlemleri olmalı.
Ama aşırıya kaçıp kullanımı zorlaştırmayın. Dengeli bir güvenlik yaklaşımı gerekli.
Mobil BPM pazarının %21,3'lük büyümesi sadece bir teknoloji trendi değil. İş yapış şeklimizin değiştiğinin göstergesi.
Artık iş masada olmuyor. İnsanlar nerede olurlarsa olsunlar çalışıyor, karar veriyor, süreçleri yönetiyor. Mobil BPM bu yeni gerçekliğin altyapısı.
Başarı hikayeleri gösteriyor ki, mobil BPM'e erken yatırım yapan şirketler rekabet avantajı kazanıyor. Daha hızlılar, daha esnek, daha verimli.
5,4 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Ama asıl değer rakamda değil, mobil BPM'in şirketlere ve çalışanlara kattığı kolaylıkta, hızda ve esneklikte.
Siz hâlâ masaüstü BPM kullanıyorsanız, zamanınız gelmiş olabilir. Çünkü ekibiniz muhtemelen zaten mobilde.
Insights on process automation, product updates, and what's happening at Emakin
Süreç yönetimi, ürün geliştirmeleri ve Emakin'deki güncel gelişmeler